Yazım Yanlışı

Mutlak bir inançla gözlerimi tavanada dikerim ha!

31 Ağustos 2010 Salı

Beyazın Terkedilişi.

'Hey, bana bir viski' dedi ve oturdu yanı başındaki iskemleye. Yalnızdı tüm gece ve iliklerine kadar ıslaktı. Yağmurda yoktu ama teri ve içten içe gözyaşları bedeninde dolaşmıştı. İnandıramıyordu kendine geldiği noktayı. Oysa nelerden taviz vermedi ki hayatında bu kez olsun diye. Olmadı yine bende mi sorun demek hayatının en kolay temasıydı. Yapmadı bu kez sorun bende değil sende değil kimsede değil ama sonuç yine beklenendi. Oturduğu yerden sendeledi ve yerine bi başkası oturur diye korktu. Tam da buydu sorunu yerine bi başkası oturmuştu ve kalkmasını bi tek kendisi istiyordu acımıştı kendisine ne hale düştüm diye ama kendine acımak da aptalcaydı. Kaldıramazdı da kavga da edemezdi yıpranmıştı epeydir kolları, güçsüzdü tüm başkasını acıtabilecek duyguları. Kan dahi görememişti ki nasıl yumruk atardı? Saf diyordu bazen kendisine ve sonrada ekliyordu saflık ölmüş diye kendi kaybedişine yine kendisi figan içindeydi ve ben de saf değilim zaten dünyadan olmasını beklemem de komik dedi. Nerede olduğunu artık bilmiyordu, ve caddelerdeki en ufak ayrıntıyı kaçırmayan gözleri artık renkleri birbirine sokuyordu kozmik bir vazgeçiş hikayesi gibi. Çirkin geliyordu güzel gözüken her şey ve tüm kızlar birbirine benziyor diyordu tıpkı tüm tepkilerin birbirine benzeyip kişilerin değişmesi gibi. Barda birisini gördü ve kaybedeceğim şey yok diyerek yanına oturuverdi. Derdi tek gecelikte olsa intikam dolu bir seksti. Dinleyemezdi de karşısındakinin hayat hikayesini. Dinlemedi de ve net oldu 'seninle sevişmek istiyorum' diyecek kadar kaba ama dürüst davrandı. Kız bu hayvani tavırdan hoşlandı belki de ve ucuz, müsait bi otelin adresini söyledi. Gidelim dedi cebinde az parası ve denize attığı taşlar vardı. Caddelerde taş bulmak zordu artık o da böyle bir yol seçmişti ama cebi şişkin duruyordu  görüntü hiç de normal değildi. Otelde konuşmadan soyundular ve çığlıklar bir ölüm içindi. Saf dediği duyguları hazlarına kattı ve çok ilkel bir halde buldu kendisini ve yüzü kızardı. Hiçbir şey tat vermiyordu, epeydir meme fetişistiydi ama bu gece ilgisini çekmedi çünkü o memeden çok anaçlık sevmişti ataerkil ve çok köylü beyinli buldu düşününce ve sinirlendi kendine. Sıcak bi sıvı değildi sadece akıtmak istediği şey, bir kaybedişti. Ve başardı hiçbir boşalma bu kadar kendinden kopmamıştı. Bitkin düştü kafası da karışıktı ama kirli haline bile aldırmadan uyuyuverdi. Günlerdir bu kadar kesintisiz olmamıştı uykusu. Sigarasına sarıldığında sabah olması çok kolaydı. Gözlerinin altları morarmıştı çirkindi yüzü saçlarıysa yağlıydı. Sabah kalktı ve geceden bir şey kalmamıştı, dün gece kim vardı adı neydi bilmiyordu önemli de değildi amacına ulaşmıştı ve bunu önemsedi. Duşa girdi ve olduğu yerde çömeldi ve ağlaya ağlaya arındı tüm saflığından. Çıktığında çok temiz göründü kendisi ama içi kapkaraydı. Olsun dedi gözlerim yanıyor ama düzelir neler düzelmedi ki? Bu söz benim olsun dedi ve kalabalığa karıştı. Söz şuydu
'Beyazsan kir gösterirsin, siyah ol kirlerini sakla herkes seni temiz bilsin!'

Yaşım 25 kafamsa 1milyon!


Bu başlıkta bir şeyler akıtmak cesaret ya da aptallık işi belki de... Ben istediğim kadar yapabilirim istekleri yada kimi zaman yapmaya çabalayarak geçer bu pervasız ömür... Kızdığında kocaman olması umulan gözlerin umutlu da olur pek çok kez neleri arzular kim bilir? Şimdi o koca aynalarında beni yansıtmaktasın ve her şeyimle senin olduğunu görmekteyim... Ve ben de istemekteyim o aynalara başkası girmesin... Çünkü ben bir körüm ve tek seni karanlığımda görmekteyim... Hayalin bile beni kendi tımarhanemin köşesinde debelendirmeye yada güneşe dokunmaya koşan yumuk gözlü şapşal çocuk yapmaya yetiyor kimi zaman..

Ama artık yetmiyor telefonunda sadece mesaj kotasını doldurmakla mükellef adam olmak... Yürüyebilmeliyim seninle el ele kalabalıklar arasında kendine duyarsız insanların üzerine biz birbirimiz için yaşıyoruz diye... Senin kokun afyonum olmalı her sabah bu rüyaya uyanırken... Ve uyandırabilmelisin uyku kokan ağzındaki tatla beni... Ne düşünür, utanır mı demeden sarabilmeliyim belini tüm savunma mekanizmalarını hiçe sayarak hayvanlığımızı göstermeli... Kurutabilip, yakmalı her dudak teması olarak kalmayan kalp çarpıntısını tetikleyici öpüşmeler... Tenimiz kana doymalı kızarıklığımız utangaçlığı kanatmalı yüzümüz birbirimize değerken... Nefesim nefesinle karışmalı, terlemeli her arzum seni daha çok daha çok kendime çekip bir bütünü tamamlarken..

Birlikte uyanmalı sıradan bir sabaha ve güneş damlamalı sıradanlıktan uzak yatağımdaki kızın beline... Estetik dediğim bir kare olmamalı hissetmeliyim ellerimle... Yansıtmalı beni delirtmeye yeten incelikleri kıvrımları beynime ve kalbime... Senin için güller açabilmeli ve çalarken komşumuzun bahçesinden komşumuzun yüzü gülmeli... En sevdiğin yemek ben olmalıyım ve hep tadı damağında yer etmeli... Sıkabilmeliyim kahvaltıda ellerini... Ferahlatmalı içerken birbirimizi ellerimin soğukluğu... Giyinmeni, soyunmanı ve ayna karşısındaki çırıl halini saflıkla yoğurmalı gözlerim ve her takın beni göstermeli ve en güzel çantan ben olmalıyım koluna taktığın... kalbimin içerisinde ilk yardım ve her daim seni güzel bulmaya yarayan makyaj laflarım bulunmalı... Senin için bi türlü düzelmeyen saçlarımı düzelttiğime inanmalıyım ve yara bereli de olsam yakışıklın olmalıyım her şartta... Önemsememeliyim çarpık bacaklarımı, kırılan burnumu, ilerleyen zamanı...

Senle çıkıp pamuk şeker yiyebilmeliyim dudakların kızarmalı en tatlısı sende olmalı şekerin... Denizin en uzak yerine atabilmeliyim omzum çıksa da elimdeki yıllara meydan okumuş ve çok aşk görüp geçirmiş hissiz taşları... Fotoğraf karelerinden yansımalı gülümsemelerimiz ölümsüz olabilmeliyim birkaç karede seninle...
Bizim şarkımızı utangaç ama istekli bir şekilde gözlerine bakarak söyleyebilmeliyim... Korkmaya, üşümeye yer vermeden istediğinde sarılabilmelisin bana... Ceketimi üzerine atmam senin üşüdüğünden olmalı yada benim yanışımdan... Senin istediğin şeyleri belki de ilk kez deneyebilmeli ve beğenmezsem de yiyebilmeliyim... Seninle birlikte hazırlayabilmeliyim akşam yemeğini ve ocakta yanmalı dibi ikide bir öpüşmekten... Şarabımız kan kırmızısı olmalı ve yakmalı akarken boğazımızdan ve ilk yudumu almadan ''aşkımıza'' sesi yükselmeli kurumuş dudaklarımızdan... Geçmişimizi, hatalarımızı, doğrularımızı, hayallerimizi konuşabilmeliyiz gözlerimizi kaçırmadan... Ve aynı eksene oturmalı umutlarımız... Beraber seçtiğimiz bir filmin ortasında kapatıp yatağa girebilmeliyiz... Ağzımızdaki şarap tadını emerek öpüşebilmeliyiz zamanla yarışarak hızlı hızlı... Acele edebilmeliyiz saatlerce uğraştığımız giyinmeye inat soyunurken maskelerimizi... Ve öpebilmeliyim; elini ,tenini, utanmadan, yorulmadan, sen uyurken ben vicdan yapmadan birkaç gün sonra sen benden daha iyisini hak ediyorsun yalanıyla kendini kandırıp ayrılmadan... Tenimizdeki pürüzleri bilmeliyiz ve bizi biz yaptığını görmeliyiz dokunarak loşlukta... Saatler hızlı geçmeli seninle tek vücut ve sürekli daha da sıkabilmeliyiz, kıçımızı dönmeden uyku tutmalı bizi girdabında... Her şeyim sen olmalısın, seninleyken ölebilmeliyim , kapalı kalmalı kapılarımız yerine telefonlarımız birlikteyken, senden başkası bir obje kalmalı sadece gözlerimi yoran... Sorunum da sende olmalı çözümüm de...Yalanım da sende olmalı cevaplarım da gerçeğim de... En rahatım da en endişeli halim de seninle olduğum zamanlarda birlikte olmalı kol kola... En çok sana karşı kızarmalı yüzüm yada en çok ben sevmeliyim diyebilmeliyim... En çok da sen sevebilmelisin benim seviyor olmamı... Senin için ölebilmeliyim, ama tek borcumda senin için yaşamak olmalı bu umursamaz hayatı... Ölümsüz olmalıyız ve bir ağaçta huzur bulmalıyız.. o ağacın altındaki hamakta tekrar uyanmalıyım.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Vefa Borcu

Farkında değiliz hiçbirşeyin. Sokak lambası güzel sembol cümleye burdan gireyim. Sokak lambaları silik insanlara benzer. Gündüzleri varlığını kimse bilmez önemsizdir olmaları. Geceleri ise aydınlatsada etrafı ışık daha önemlidir kendisinden. Cadde kenarlarının bekçileridir ve hayatlar geçer yakınından. Kimisi hüzünlüdür geçenlerin kimisi mutlu. Öğrenciler geçer birlikte heyecanlı ve dinç. Yaşlılar geçer yüzlerinde bir hayat çizgileri yorgun adımlarıyla. Çiftler geçer ayrılığa gün sayarak. Bense geceleri geçerim yanlarından ve uzun uzun bakarım onlara. Vefalılık yapmak isterim kimi zaman ama yükümlüdürler konuşamazlar bile benimle görevleri yüzünden. Bu yazıyla ödemek istedim borçlarımın bi kısmını onlara. Ama bilirim ben bunu yazarkende görevliler.

27 Ağustos 2010 Cuma

BEN ÖLÜNCE...

-Odamda ürettiğim istendik ve yalın oyunlarımı, oyalanmalarımı...
-Anne babamın gece vakti seferber olup bir türlü bulamadığı 8şeklinde ki pistli ve pilli yarış arabasını..
-Karga kahvaltısını hazırlamadan uyanıp annemi sinir harbine soktuğum tsubasa,hugo,pokemon,pele gibi çizgi dizileri..
-1.sınıfta öğrenci tuvaletinde madara olduğum ilk karşı cinse yönelme çabamı..
-Veli toplantısında bu çocuk bilim adamı olacak diyen ilkokul öğretmenimin yanlış çıkan umutlarını..
-Ortaokulda benden bıktığından olsa gerek zırt pırt bozulan atari kollarını, adaptörleri (10civarı yaktığım adaptör var da)
-Aynı dönem derslerimi 2. hatta 3.plana atmamdan dolayı sınıf ortasında konuyu unutmamdan ötürü rezil olmamı..
-Birkaç kıç kadar sahada en az 30 kişilik top değmeden biten futbol maçlarımı...
-Başka mahallenin çocuklarından ''ütüp'' bizim mahallenin çocuklarıyla kar ederek takas ettiğim sporcu,pokemon kartlarımı,tasoları..
-Gıcık olduğum bir kız için arkadaşım olan ama aslında tasvip etmeden orda olduğum omuz omuza potansiyeli yüksek (sözde)
''tek gelsene lan!''şeklinde savunma mekanizmalı ama en iyi savunmanın saldırı olduğunu öğrendiğimiz kalabalıktan olamayan kavgaları..
-Ergenlik döneminde bende üretilen hormonları, sapkınlıkları ve hatta hayvanlıkları (dershanede ön sırada oturan kıza roket buket
lakabı takmamdan tutunda şule isimli olanın sütyen kopçasını sökmekten lastiğini çekip ders ortasında şakkk die bırakmaya kadar olan
bilimum türlü hayvanlıklar..)
-Bahis yada galeyan sonucu oyun gibi mahallede yayılan kız arkadaş yada sevgili umutlarını, mektuplarını..
-Anadolu yada fen lisesi sınavı öncesinde sınav tarihinden 1 gün önce başlama gereği duymamı, bitirdim ben ya kanısı verdiren
soğuk ve bembeyaz kağıtları..
-Multiplayer 2 ile 8 arasında sayıda olduğumuz playstation 1 -2 fifa 2005- fifa 2007- counter strike oyunlarını..
-Üniversite sınavından önce cemaatül ve cenabetül kafalı yobaz dershaneye kaydım olmasına rağmen fizik dersi dışında uğramamamı...
-Lise sonda tavan yapan nargile okey bilgisayar ve alkol kaçaklıkları..
-Tenefüslerde atom karınca hesabı (çaldığım nöbetçi öğrenci kimliğiyle) okulun karşısındaki dürümcüden aldığım 10 kişilik dürümleri, içecekleri,
cipsleri vs vs..
-Cemaat yurdunda benim gibi 7 8 kişi bulmamı, imkansızlıklara rağmen enteresan yıl olmasını.. batak,pes,cm,fm, fifa kariyer oyunlarımı..
-Üniversitede hep ah ulan şöyleydi böyleydi diye vesvese yaptığım lise yıllarımı...
-Üniversitede 1.senemden beri veremediğim fizik ve matematik 2 sınavlarımı..
-Üniversitede kopyadan yakalanmaktan, 01 almaya, bütlere finallere girmeyip uyumaktan, sınava girmeme rağmen imza atmamaya yada unutmaya,
kayıt işlerinde sınırdan ders almaya kadar her haltı yaşamama rağmen hala gayet normalmiş gibi davranmamı...
-Üniversitede bütünleme dahil temmuzda biterken ağustosa kadar evde yalnız,her gün az çok alkollü, sanal konuşma halinde boş günlerimi..
-Merkezdeki evimde gecenin bir yarısı sigara kapıp sahilde hayıflandığım karanlığı ve karamsarlığı..
-Düzeyli, yakında ve anlayışlı olmayan aşk hayatımı..
-Kendini birşey olmadığı halde çok bi bok sananları kendi lafıyla kahrettiğim faktığım mecaz ve hicazlarımı..
-Çok sevdiğim kişilerin deli olduğu ama benim abartarak taktığım lakapları..
-Kimseye bağlı olmaksızın anadan üryan çocuk gibi özgür olmayı..
-Beni anlıyor diyipte ben mesaj atmadan hatırlamaz olmuş dostluklarımı..yalancı ve menfaatçi olmuş dostluklarımı...
-Günden güne karardığından küçük gözüken umutlarımı...
-Sen ne çok değiştin ya diyen beni aslında pek tanımayan arkadaşlıklarımı..
-Arşivlediğim müzik albümleri cdlerini, rock ve gırgır dergilerimi, yazı ve şiirlerimi,çizdiğim dövmeleri,mistik şeylerimi..
                                                                                                 yırtın,yakın,yanıma gömün yada serpiştirin...



orph' orhan (eskidir)

Kan dolmuş bir gözde umudu görebilmek


Patlat dedi ordan en yabancısından bir şarkı. Yabancıydı bildikleri kendisi içine işlerken başkaları anlamaz bakışlar atardı ve bende mi bi bokluk var algısıyla teketek güreşme başlardı içindeki minderde. Güreşme lafına bakmayın kolları oldum olası zayıftı. Ama güçlü benim kalemim diye çok doldurdu kendini. Bi sivri dillilik vardıda o kadar diyebilir bazısı. Açtı karnı ama sadece karnı doyamazdı zihnen doyumu bulduğumda karnımda doyarmı diye düşündü ama boşver dedi öyle bakarsan açlıktan ölürsün diye söylendi. Açtı dolabın kapağını ve asalak yaşardı yemek konusunda hep birisi hazırlamalıydı ama baktı odalara boş bakışlar gibi odalarda boştu. Kaptı en kısa süreli pişebilecek şeyi ve attı ızgaranın üzerine bi yandanda gazeteye gözü kaydı günlük haberleri okurdu ama medyanın bölünmesine hep balgamlı küfürler atardı. Ekmeğide ısıtmaya başladı dolaptan dibine en az yaklaşılmış meyva suyunu kaptı, bu markayı seviyordu çünkü tortu vardı birebir meyva suyu bu diyerek az tadına doyamamıştı. Eskiden olsa gazetenin sonundan başlardı. Son sayfadaki yarı çıplak model dikkatini çekerdi saçmaydı haber ama erkekler için madem bende erkeğim gibi basit bi düz mantıkla baktığıda az olmamıştı. Ha bide destekçisi olduğu takımın maçlarını gazetelerden izlerdi. Giyinmesi gerekirdi çünkü dışarda bekleyen hayatı evde izleyemezdi. Baskılı şeylerle mesaj kaygısı taşıdığından t-shirtleride böyleydi hep birşeyler anlatma telaşı olmuştu hepte yanlış anlaşıldım diye hayıflanırdı. Geçirdi pantolonunu kilo veriyordu kemerden anlardı bunu aynayla fazla arası yoktu. Zaten düzgün bi bedenide olmamıştı. Son kez bakmalı der gibi aynaya yöneldi ve düşük ,şiş göz kapaklarına bakıp gülümsedi hiç açamamıştı gözlerini. Saçları biraz daha uzarsa şekil almazdı yıllardır değiştirmediği haline soktu ve fondoten gibi algıladığı sivilce merhemiyle kızaran bi sivilcesini kapadı. Maskesi hazırdı dışarıya çıkabilirdi mimiklerinden birini seçti ve buldu biraz kasıntı gelsede en yakışıklı böyleyim derdi. Anahtarı ve ceketini eline aldı cüzdanına baktı son kalmış 20tlsi ve az limitli kredi kartı vardı. Çekti paketten bir sigara ve amerikan filminde olduğunu düşündürten zipposuyla yaktı bayılıyordu yanarkenki o sese. Derin nefes alarak merdivenlerden koşarak indi. Adımları hep 2 merdivene denk gelirdi. Dışarı çıkınca caddedeki esnafların ve müşterilerin kalabalığı çoğu kez bi çılgınlık gelirdi kendine. Caddeleri yararak yürümeye başladı kalabalıkta yürürken insanların kasıtlı gözlerine bakmaya bayılırdı gözünü çekmeyenlere genelde gülümser bi tavır sergilerdi. Nereye yürüdüğünü bilmiyordu arayıp görüşebileceği fazla kişide yoktu, hava çok sıcaktı kapalı alan bulmalıydı önce internette maillerine bakmalı ve aynı şehirdeki geneli kız olan arkadaşlarının ne yaptıklarına bakmalıydı. Öylede oldu ama internette beklediği şeyleri göremedi alakasız kişilerle konuşup, dert dinledikten sonra sigara içmeliyim diyerek çıktı dışarı ve çıkar çıkmazda yaktı. Caddelerde yürüyordu yine ve bu yürüyüşü genelde sahile çekerdi kendisini. Sahildede kafelere girer yalnız başına nargilesini içerken birisi gelsin konuşalım der gibi çevresindeki kalabalığa bakardı. Çok kez sırf birisi adres sorsa diyip caddeye çıktığıda olmuştu çünkü konuşmaya ihtiyacı vardı. Nargilesini çayıyla içerken çalan müziğe içten içe eşlik etti. Yan masaya oturan yalnız ve güzel kızı kaçırmadı gözleri. Çok ağlamıştı belli gözleri kan çanağıydı sanki. Kız hiçbir şarkıya eşlik etmiyor telefonuna bakıp küfrediyordu. O çıkana kadar oturmalıydı konuşmayı çok istedi. Artık çevreye girişteki kadar dikkat etmiyordu, algıda seçicilikle uğraşıyordu. Kafede yanına otursam belliki yıpranmış ters bir reaksiyon verebilir dedi ve korktu birazda toplulukta yalnızdı ama yalnız ve kötü adam olmayı riskli gördü. Kızın ilerleyen saatleri sezip kalkması üzerine biraz acele tavırla oda kalktı yerinden ve para üstünü almadan çıktı dışarı kız evine gittiği yolun ters istikametine yürüyordu sahilde ağlayacak galiba diye düşündü. Sonra adımını hızlandırıp yanına yaklaştı. Tüm cesaretini topladı ve söze girdi. 'Pardon ben sizi yaklaşık 3 saattir izledim ve yüzünüzde bi mahsunluk sezdim konuşmak istermisin ki benim konuşmaya çok ihtiyacım var dedi'
Ne saçma bir girişti, kendisini aşağılayıp açık etti zamanında bu durum çok kullanıldı ona karşı ama yinede olsun diye bu cümleyi kurabildi. Kız kan çanağı olan gözleriyle süzdükten sonra ağlak bir sesle 'Olur' dedi ve yakında gördüğü banka oturdu. Çekinerek oda yanına oturdu. Nereden başlamalı diye düşündü ve klişe sorulardan yemeli dedi. İsmin ne nerelisin nerde okuyorsun gibi birazdan çoğunun cevabını unutacağı sorular sordu. Kızın ağlamak üzere yüz haline bakıp güldürme ihtiyacı duydu ve birkaç demagoji ile bunuda birazda olsa başardı. Hayallerinden bahsetti ve bunu o kadar iyi biliyorduki kendinden emin gözüktü. Sonra derdini sordu kızın. Kız bi aldatılmadan bahsetti ve alışkanlıklarının acıttığını belirtti. Aldatılma veya ölüm durumlarında ne diyeceğini pek bilmiyordu çünkü genelde aldatılan o olurdu başkaları cesur olamıyordu söylerken. Boşver diyebildi sadece haketmediğinden bahsetti. Hak olayını ilişkilere pek sokmasada bu kelimeyi savunma mekanizmasına katmıştı. Kıza sordu bi barda içmek istermisin şeklinde kız olayı sapıkça bi beklenti olarak görebilirdi. Ama böyle olmadı tamam dedi ve bir rock bar'a girdiler kızın görüntüsü uymuyordu buraya çok dekolte giymişti kısaydı eteği ve bu bar pek tekin olmuyordu aslında. Ama kendine güvenip girdiler 2 şer votka içtikten sonra dans etmeye başladılar red hot chili peppers'ın şarkılarını çalardı burdakiler ve tamamının sözlerini biliyordu, ve kızında eğlenmeye başladığını gördükçe eşlik derecesini artırıyordu. Geç saatlere kadar takıldıktan sonra çıktılar dışarı çok sigara içtik dedi ve havadaki yarı kirli havayı ciğerlerine çektiler. Sonra boş caddelerde yürürken kız ben aracımı kaçırdım dedi, yakında bir arkadaşımda yok zaten herkes bana düşman dedi ve gözlerine baktı. Erkek bunun fırsatçılık gibi algılanmasını istemezdi ve sen benim evde kal ben eski bir arkadaşa giderim evdedir dedi. Kız bunu kabul etmedi ve birlikte kalalım nolcakki tepkisi verdi. Ikıla sıkıla tamam dediler ve sallana sallana eve girdiler. Evde her zamanki sevdiği dağınıklığı vardı ama şimdi eskisi kadar sevemedi, kusura bakma diyip toparladı daha doğrusu gizlemeye çalıştı herşeyi yığarak bi köşeye. Mütevazi bir görüntüsü vardı evin; duvarda film ve rockstarlarının posterleri küçük boy tv laptop kirli bardaklar oyunlar renkli koltuklar kıyafetler.. Mümkün olduğunca toparladı ve elbise verdi erkek kıyafetleri içinde kız görüntüsü komik ve güzeldir dedi. Kız yan odada giyindi ve gayette yakıştı. Sonra tvdeki şeylere göz atmaya başladılar kız esnemeye başladı yatağını hazırlamalıydı ve dedi sen benim yerime yat rahattır ben salonda yatarım kız kabul etmedi sende yanıma uzan dedi. Göz bebekleri küçüldü erkeğin ama gözleri büyüdü. Ama.. dedi ve cümleyi başlatamadı. Epey olmuştu birisiyle uyumayalı, sarılmayı özlemişti, ama şimdi olmamalı dedi. Gel hadi diyince kız duramadı ve yan odada herşeyi kapatıp geceliklerini giydi ve geldi, kız makyajını silmişti ve daha güzel geldi doğal hali. Sonra ışığı kapattılar ve kız ben neredeyim diye söylendi ve sonra yüz yüze dönüp baktılar loş ışıkta birbirlerine. Kız ellerini tutmaya başladı ve yaklaştırdı kendini erkeğe. Erkek tereddüt etti yanlış yapmak istemez bir halde. Ve kız dudağını uzattı dayanamadılar ve kavuştu dudakları. Çok tatlı ve etli geldi hızlandı öpüşleri. Dokunmaya başladılar bedenlerine kıvrımlarda kayboldular. Soyunmak istediler ve bunu yapmak uzun sürmedi, boynundan aşağıya hızlı hızlı öptü ve oldum olası göğüs severdi, iyice kendilerinden geçtikçe sınırları kaldırdılar kafalarındaki ve hızlandılar sesleri yükseldi. Ve boşaldı bedenleri kenetlendikten sonra kız pişman gözükmüyordu, erkekse yaptıklarından utanıyordu. Kız sarılmak istedi erkekse rahatladı yanlış değil demekki dedi yaptıklarım. Sarılıp koklayarak birbirlerini terleri karışarak uyudular. Epeydir huzurlu olamamıştı uykuları bu kadar. Sabah erken kalkıp asalak yemek alışkanlığından sıyrıldı ve kahvaltı hazırladı. Yatağa getirdi birazcık yedikten sonra kız tekrar yatağa çağırdı erkeği. Geceden kalan istekleri devam etti. Kız telefonunu verdi görüşelim dedi ama bu bir son oldu. Bir mesaj geldi erkek duştayken. Açtı ıslak elleriyle yazılanları gördü 'çok güzeldi dün akşamdan bugüne ama bu kadarda kalsın herşey bi anı olarak kalalım, elveda..' yazıyordu. Çok şaşırdı erkek bi hatamı ettim diyerek küvete oturdu başını ellerinin arasına koyarak, mutlu olmuştu ve genelde mutluluğu kovalamalı derdi ama bu bir terkedilişti. Üzüldü düşündü ve kendisine baktı. Akan suyla umutsuzlukları ve gözyaşları karıştı. Çıktığında duştan yastığı kokladı bu bir umut kokusuydu, kaybolmamalı. Düşündü ve en azından dedi bir günde olsa güzeldi herşey dedi ve içinden bir yemin etti. Tekrar onu görmek için yaşamalı dedi, uzandığı koltukta uykuya daldı..


Orph' Orhan

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Doğum Senfonisi.

Bırak dedi elindeki en son kalan silahını. Direniyordu doğruları duymamaya ama doğrular sesten hızlı aktı havada ve vurdu tokatı en zayıf anında. Yollar uzuyordu gözünde ufuk çizgisi eski sembol olamazdı. Uzaklar korkutuyordu gözlerini ama yakınlarda pek tekin sayılmazdı. Eğildi başını elleriyle sıkarken bir çare aradı. Haykırmak istedi ama kim duyacak ne yapacaktı ki. İnançsızdı yaradılışa karşı ve umutta bekleyemezdi. Bugüne kadar herşeyi ben yaptım derdi. Doğrusunun kişinin kendinde bittiğini söyleyerek üstten bakarcasına. Ama bu kez elindeki tüm kozları kullandı ama böyle kaybetmek olamazdı, kaybetti kendini. Bir şimşek çaktı tepesine ve gözü açıldı gerçeklere. Islık eşlik ederken yol boyunca kendine, tüm umudunu yitirmenin özgürlüğünü yakaladım diyordu bu kez. Korkusu yoktu artık hiçbirşeyden yolun ortasına yatabilirdi ve bu cesurca gelmiyordu artık kendine. Veya tehlikeye dikine atlayabilirdi ölümsüzlüğü yakaladım diyordu, toprağa karışan inorganik madde olma çabası hayatı boyunca olduğu fayda sağlamayan adam imajını silerdi ama bunu bilemeden gidecekti, ironikti istekleri, tezatı oldum olası severdi. Gözünü ayırmadan ışığı içine akan arabaya doğru yürümeye başladı korna sesleri bi senfoniyi andırdı ilginçtir senfonilerden genelde sıkılırdı ama bu kez bu benim marşım der gibi göğsünü şişirerek yürüdü canlı adımlarla. Kaybederken kazanmak bu olmalıydı, kuruyan dudakları yorgun gözleri ve gırtlağında acı uyandıran sigarasıyla dağılan bedeninde bütünü yakaladı. Ölüyorum ama gülüyorumda dedi, daha ne isterdi. Tükendi nefesi yavaş yavaş ama gülen bi yüz bıraktı , en çocuksu haliyle '' işte bu kez oldu '' der gibi..

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Acısı Çıkar Aşkın

Bugün başım efkarlı , sigara dumanı nüfuz etmiş damarlarımı sıkan kanıma, alkollüyüm yüksek promil yalanlarla.. Anladım sevdalardan kaçılmalıdır artık..
Sevdiğim kızlar geliyor aklıma kızacak kadar bile kalmamışlar görüyorum, zaten tepkisiz elemanlar artık biliyorum. Kimisi başlarken görmezden geldi,
zorladım birşeylere öldürmek istedi, giderken platonik bir sevda denizin dibine sevdiklerim boğazımdaki düğümü ilmikledi. Günlerin geçişini anlamadım,
dakikalarsa uzun geldi, duvarlar penceremden görünen gökyüzü yüzünden dar geldi. Her olmayış bir içe dönüş ve kendimin içindeki ben'i görüp anlayış geldi
kendime döndüğüm her gece sabah etti, paranoyak yatak dönme yarışları hep hüsranla bitti. Kendimi suçladım, bi tokat yemediğim yüzümü gözümü paraladım,
umutsuzluk yüzünden karşımdaki yerine kendimi yaraladım, duşa kaçışlarda yere oturup ağladım ve masumiyeti damla damla akıttım. Perdem gözüme çekilmişti
gerçekleri buğulu gördüm ve her açılışta gözüm kapat tepkisini veren ben oldum. Gerçekler yakıcıydı gerçekler kabullenmesi zor olandı..Ne kadar zorladı
anlamak bi aşkın olmayışını.. Binlerce kız tanıdım anladım sandım her söylenenleri gerçek sanıp gözünde dürüstlük var sandım. Allah'a inanması zorken kula
inanmak neden? diye sormadım. Güvendim kendime güvenmezken, bağlandım özgürlüğü kalbime kazırken, özgürlüğü bu kadar savunurken özgür bırakmak gerekti ve
hayat alanı açtım içerisinde at koştursun diye sevdiklerim.. Hiçbir ayrılıkta sen bunları yaşattın, yazıklar olsun dediklerini duymadım ki yazıklar hep bana
oldu. Ben özgür kalmalı insan temasını arkamda külfet olacağını bile bile taşırken, sona yaklaşırken bir başka adamın varlığını anladım ve sonumuda bir başka adam getirdi. En hırssız kız bile mükemmel değildi belki ama mükemmeliyetçiydi. Beklemek, yol gözlemek, nadiren birşey istemek ve yapmak, bedel ödemek, bedelini vermek ve yalvarmak Türk filmi yada Türk sanat müziğini tatlı kılan yalanlarmış anladım. Entrika, yalan dolan ve ne kadar mal olduğunu anlamayan iki adam şuanda en hit dizi konusu ve bir dizi yalancı aşk senaryosu.. Bu sefer başlangıcım ummadığım kadar kolay ve güzeldi ama bilemedim bedelinin sonradan
geleceğini..beklemedim ayrılığa ayarlı üzerime yapışmış yüksek hasarlı patlayıcıları.. Nedenini söyleyecek cesareti olmayan vijdanlı son sevdiğim 10 günlük aşkına 5ay + umutlar ve dayanakları terketti. Gün sayacağım 4ay 20gün sonra borcu kalmayacak ve umutlar, dayanaklar yok olduğundan unutulacak.. Aslında söylese şunlardan birini çekip gitmesine neden olabilirdi. Yaşın büyük güzel bi sebepti, mesafeler var ve dertleşmek istesem omzunda yaslanacak birisi yok senin yüzündense diğeri.. yada güvenmiyorum, inanmıyorum sevdiğine çok sık kullanılabilir türdendi.. daha sayarsak paran yok en temel sebep olabilirdi
ki kızlar bilirim paranın kendisini değil getirdiği güven duygusunu severler mantıklı bi sebep gelebilirdi.. Yetemiyorsun duygusal fiziksel kültürel olarak da diyebilirdi ki ben kendimi geliştirene kadar rahat rahat uçmasına fırsatlar geçebilirdi.. Bıktım, sıkıldım, tipsizsin bunun içinde burnun kırık, dişlerin
sararmakta, yüzünde izler ve lekeler, çok sigara içiyorsun vs vs bile yetebilirdi anlamama.. Şuan aşağılık kompleksli ama farkına varmış ve bu yazı yerine vay benim güzel yüzüm eksenli yazılar dökerdim, o bile kulağa hoş gelebilirdi.. Bitmezki eksikliklerim ki ben bunu yazarken ağrıyor çarpık dizlerim.. Düzelsinde istemem ki bi kabile vardı bildiğim güzellik ölçüleri yüzdeki çizgiler olan gerekirse oraya yerleşirim..:D Eminim tüm eksiklikleri görmeden yada görüpte tek artıya tav olmuş ve bu tavı bir nefes verişle son bulacak sevdiğim asla olmayacak.. Çünkü ne yazıkki kızların hepsi dıştan ve duyuştan farklı olsada arka planda anlattıkları aynı..(ben böyle değilim diyen varsa rastlamadım demektir kendisine)..Hayatımı değiştirmeyi ve önemli olan ruh güzelliği klişesiye avutmayı avutulmayı ve aslında avutuluyo gibi yapmayı seven biri olarak kendimi değil hayatımı değiştireceğim..ve bundan sonra yalnız ayak sularda yüzüp, boğulup öleceksemde tek kayık ben olacağım..

Sidikli Kontesto

Bu kadar güzel olmamalı bu şarkı. Dinlerken aşağılıyor ''adam mısın sen beni dinliyorsun '' yaparak.(şarkı; henry Lee) Ama benimkisi ibadet diye savunabilirim kendimi.
Bi de küresel ısınma var ki baştan aşağıya ter yürüyebiliyor bedenimde fark ettim. Fark ettiğim daha da çok şey var mesela giderek yalnızlaşıyorum ama bundan üzülmek istemedikçe daha da odak oluyor benim için. Ve çok tembelim ya eklem ağrılarım kronikleşiyor çalışmam gerek acil durum!. Doğudan batıya göç edenleri toplum bilmeden iterya dışına ritüellerle falan bende batıdan doğuya gelince aynı o psikolojiye girdim ilginç kültür çatışmasına genelde uzak olduğumu düşünürdüm.
Bide metallica posterimde Kirk'ün kafasının büyük vücudunun küçük gösterilmesi imrendiriyor beni çekineyim fotoğraf diyorum ama ev duvarlarında ailevi şeyler dolu beni yansıtmıyor diyo dışarda da manyak lan bu bakışları atan insanlara kafa atmak istemediğimden kalsın biraz neyse.
Ha bi de unutmadan bugün de yine feryat figan, hastalık üretme ustası son sevgilim eski benle karıştırmış olmalı ki hasta mısın dur koşayım yanına yapmamı bekliyor acımasızca yaptığım belki de ama yalancı çoban hikayesini yaşıyorum çoban değil iplemeyen halkı temsilen.
Ve Marina and the diamonds grubunu seviyorum bilhassa I'm not a robot şarkısı eğlendiriyor çünkü bir robot değilim yani en azından kılavuzumu bulamadım henüz. önce ağır girip mesela Florence at the machine deneyin ses akıyor içinize kabaran bi göğüs hissedeceksiniz en azından ben böyleyim.
Her zamanki sloganım ''gece yine olur ben gündüzü yırtarım yalnızlık sidikli kontestim yatağını yapar sarılıp yatarım'' diyor gündelik gerçekliğe dalıyorum.

Uyuşuksun Oğlum Dedi Annem

Yazmayı seviyorum çünkü kolay. Ha bide doğaya dair hiçbirşeyden haz duyamıyorum o huyumu sevmiyorum. Aklıma gelmişken söyleyeyim dedim mesela kedi köpek sevmeden 25yıl yaşadım eksik mi derseniz olabilir derim çünkü bilmediğim konu. Ezan okunurken bu şarkımı dinlenir ezan mı kararsızım inançsızım ama saygılıyım dur biraz esneteyim kulaklık takarsam duymadım havaları atarım :D Bide eski randımanımda ders çalışamıyorum istediğim sonuçları alamayınca buraya dönmesi normal aslında hayatım boyunca hep aksi yönde çabaladım ama bu kez yoruldum galiba dur bakalım yarın birşey dank eder değişirim. Sigarada yemekte tat vermiyor ilginç ağzımdaki nefessel tadı giderek dahada sevmiyorum çünkü iştahsızlık yapıyor. Makinist filmindeki adama dönmem için bugün x 250 yeter galiba çünkü aylardır kilo veriyorum. Neyse çıkık şakaklar karizmatik duruyor bide bende faça izini andıran izlere dönebilir korkunç olmayı seviyorum garip ama toplulukta gezerken yüzümdeki hasiktir ifadesini siyah camlardan görünce sevmeye başladım. Ki siyah camlar enteresandır en çirkin halini güzelleştirir tam tersi yakışıklıyım diye çıkarsın caddeye çirkin yapar yani ben en azından siyah cam görünce  hızlı adımlar atabiliyorum. Pilot Speed grubu bana Radiohead'i anımsatıyor ki bir meteor'un her an çarpacağına inanmakla eşdeğer radiohead ile hayale bürünmek, dinliyorum ardındanda direk al sana uyuş diyor beynime transa geçiyorum ne düşündüğümü bilmeden doğaçlama hayallere sürüklüyorum kendimi. Yinede hayat güzel mi ne bi odada insan maksimum kaç hayal kurar ve kaçını kırar biara onu denicem. Hayallerin açık noktaları üzerine yazabilirim bakarsın formülü bulurum mutluluğun Abidin. Yada bi sonraki yazıma şuanı unutabilirim. Selametle.

Umut Duası

Eklem ağrıları kronikleşiyor. Gözkapaklarım yorgun soldaki düşüyor.
Dikiş izi kapanmıyor ki basit bi yara aslında.
Kitaplar yığılmış yatağımın yanına.
İleri günler belirsizlik dolu seneye yabancılaşma potansiyelli şehirler.
Midemde asidik reaksiyonlar ki güveniyorum mide asidime hep.
Fikre yansıyamayan fotoğraf karelerim fikirlerde poff edip kaybolabilir-miş.
Aldatılmanın ödülü güvensizlik ve duygusuzluk, dur gelişiyorum sanki.
Herşeyden sıkılmaya meyilli deneyimler, zamanında tükettik eğlenmeyi.
Uykulardaki yetersizlik, dinçleşemeyen zihinler.
Doymakta zorlanan idler, sapkın beklentiler, pornocu hatunların ulaşılmaz görüntüsü.
Görülen her tür saçmalığa sessiz kalma zorunluluğu, mahalle baskısı sus sus.
Dışarısı için parlatılan maskeler, seni seçtim kasıntı yüz.
Anı dolmuş şarkılar, bi zamanlar değerliyken şimdi dinlenmedeki zorlanmaca.
Oyunlarda en iyi levele gelmekten doğan amaçsızlaşma.
İdeal evlat olmama fikri.
İdeal eş olabilir diye kendimi gazlayayım bari...
Bu böylece gider u-mutsuz ev adamı acımayın bana sizden biriyim mesajıyla bu saçmalamacayı bitirmece.
Herşeye rağmen yaşamak güzel ve yeni güne sırıtan bakışlar atma çabası.
Bugünkü duam biter.
Meteora inanıyorum çarpsın artık bir tanesi
Amen :D

20 Ağustos 2010 Cuma

Bu perdede önümü kapatıyor.Ama cam arkamda (cam değil pencere:D) nasıl oldu bu,ha tamam doğru yöne bak hikayesi keh keh. leptop'ta dizimi yaktı bu ivmeyle çocuğum olmayacak. Posterlerimin yüzü eskimiş eski manasını kaybediyor aradım taradım bulamadımki en idealini. Dergileri yığdım yanıma defalarca okudum yük olur diye bıraktıklarıma pişmanım yes. Deniz Gezmiş posterim bana suçluluk vermeye başladı komünist takıl poster pazarında bul kendini popüler hayat tribleri. Nettede bi bokluk var eski arkadaşlarımı eklemek gelmiyor içimden baktığımda evlilik tribleri var bide en boktan anda esameleri yok -nasıl olsunki söylemezsen- diyen olabilir oda doğru sıkıldım ya. Dün kanıma asistanlık şeysi girdi bıcır bıcır bebelerle kasma dedim içimden gir üniversitede marjinal asistanı oyna. O da kalan 3362 mesleğim gibi güme gitmese bari. Kaynak almam lazım tamamen mecburen. tramvay bana travma olmaya başladı çok sıcak ve vıcık vıcık orta yaş kadın ter kokusu :S bi bok var gibi orta yaş teyzeler günden geliyorlar ayar oluyorum görmez gibi yap söylenirlerse müziğe sığın. En çok neyi özledin diye sorsa biri aynı eve girmeden uyuyabilmeyi derdim. Bunun abartılı şekillerini üniversite zamanı yaşadım. (üniversal olmak böyle birşey :D) Dergah modunda evlerdede uyumuşm bira şişesiyle beni osman öldürdü yazdığımız ayak altında bateri pedallı evlerdede. Gecenin bi yarısı azgınlığından korktuğum karılardan kaçtığım evlerde oldu. Hatun sızdı diye uyandırmak için her şekle girdiğim evlerde. Ama Tarık Akan çapkınlığı yapmadım .Ucuz diye aylarca pizza yiyen arkadaşla kombinasyon denemek enterasandı pizza üzerine . Ve çeşit olsun diye şeyli şeysiz (baharatlı baharatsız 2 si ayrı şeyler karıştırma:D) makarna yapmam kayda değerdi. Cips kola votka biranın boku çıktı (hepsini aynı günde içmişim gibi anlaşılıyor öyle değil cık cık cık) o kadar çok tükettimki şimdi ancak istedi canım (2yıl oldu yuh bana:D). Örtülerle biriken dağların altında şekilli yatmayı erkenden evden kaçtığımız okulsuz yaz aylarında ailecek porno izleyip anneanne tepkileri vermeyi -vah vah kaç kızım şaapcaklar şeklinde- (ki eller yukarı :D) özledim. İğrençsin diyenlerin hepsi fantazi bahçesinde çam diktiklerininde farkındayım. O yüzden bırak bu iyi çocuk tavrını dedim toplum seni kabul etmezse ne olur bulsan bikaç kişi gerisi yalan olur diye doldurdum kendimi ama dava arkadaşlıklarınında trend furyasında tükendiğini görüyorum. Bende bireysel gazımı alırım artıkın sırtımı taptaplarım. :D Şu şarkıda bitsin artık ya dönüşüme tek şarkı eklersen bitmez abi 72 saattir çalar böyle bidaha dinleyemez olursun. Tshirt emme benim oral döneme saplantılı olduğumu gösteriyor lepitapımı ne zaman alsam olmaya başladı başka birşeyle bastırmalıyım. Islak yaka hoş durmuyo çünkü. Saçlarımı kaç gündür taramadım bigün arasında tarak kalacak eminim doğallığın bokunu çıkarırsam sakalım saçımdan hızlı uzuyor yüzüm uzun gözüküyor yakışmıyor ama seviyorum. Önemli olanda bu değilmi herkes iyi buluyorsa şüphe et iyiliğinden tavrı. Seviyorum aykırı olmayı kimse beni anlamadı diye eskiden ağlardım şimdi gülüyorum galiba oturuyor benlik. Dur çekme bu poz tam benlik. Network > telephone friend sırasıyla gitmiş olan curehead ile de dişe dokunmayan ama ihtiyaç gördüğüm mesajlaşmalarım hoşuma gidiyor (sırf takdir et diye yazdım niahhaha). Beklentisizsen doğal oluyorsun galiba. Bide millete tepeden bakan adam tavırlarımı kırdı oda güzel 1 haftada direk olmasada düşündürerek doğruyu buldurdu. Kitap gibi kız anlican afafgfgagfa:D Aaa dur foto çekineyim siyah ekranda yansımamda güclü adam pozu verdim bu ara tam uydu ya 2 numara büyük al seneyede giyersin derdi böyükler yapmicam banane-omuz silkele-, günün telaşına düş gitsin hayal kurmaktan gerçeği es geçiyorum bazen saçma. Sonunda değişti şarkıda ama çok yandım göbeğime lepitopum değdikçe bilhassa tahrikmi oldum ne ahgahgahg:D O yüzden yarım saat ara-bulamazsan bi yerde unutmuşum kendimi demektir.- (sigara molası)Nizami yatak örtüsünü hep ben bozmama rağmen aynı nizamda yapan anneme teşekkürler:D Bide gıptayla baktığım tek kitap; Monteigne - Denemeler. Amin+:D

Açık uçlu kalem yaptı valla ben yapmadım!

Uçlu kalemimi bulamadım ya. Boşver dedim oturdum balkondaki iç içe sandalyelere ki yere basmayalı çok olmuş ömrümde. Telefonun yanına gizlenmiş fazla kullanılmadığı boyundan belli (emektar kalem boyundan belli olur çünkü) kurşun kalemimi kaptım hemen kurşun insana zararlı ve adres sormazsa yazıya kurşunu geçirmek ayıp mı ki diyerek yazmaya başladım ki kurşun değil karbon kalemimle. Neyse boş ver düşünme beyaz bi kağıdın akıbetini dedim içimden, kurşun kalemle güzel yazamıyorum diye sorguladım kendimi. Güzeldir aslında özlü ve kısa yazıyorum çirkinse yazı görünümüm, içerik bi konuda duraklıyor, daralıyor, patlamaya hazırlanıyor (bknz: big bang) gibi şekillerle mantığa büründürüp başladım yazı yazmaya. Başka bir şey yazılabiliyor mu ki yazı yazmaya deme gereği duydum o da ilginç.




Karşı binada cam kuşu teyze yerinden bana bakarken ki bariz belli de değil (bakıyor gibi yapıyorsa vay halime) ve arka fonda ezan sesi duyulurken yazmak günah mı? Bu sigarayı laf olsun diye içiyorum ucuz belki de ondandır. Daha ucuzu bırakmak ama daha değerli belki de kavram kargaşası bu! Dur birazdan bırakma aşamasına geleyim bıraktım sigarayı. Yok be çok anı var onla ayıp olur anılara iç çek içine neyse kalsın şimdilik. Ailemse piknik modunda olur genelde bu günlerde, aaa gitmişler bile!

Neden böyle dedim ki biliyordum zaten çağırdılar gel diye. Gitmem abi bana ne ben büyüdüm gibi salakça değerlendirip sırf inat için gitmedim oh be :D Düşününce 'malazlar' marka kibrit (kibrite de marka mı olurmuş) daha kolay yakıyorum galiba, dizlerimde de ne çok kıl var yahu olsun biyoloji kitabı yalan söylemez diyerek erkekle kızda hayat boyu eşit kıl oluyormuş diye rahatlatayım kendimi (bknz: entellektüelleştirmeye çalışan kıl topağı :D) Dur müzik açayım yada müzik beni açsın en güzel şarkıda ezan çalar mitimi çürütme vakti. Yok kalsın durduk yere yaşarım şarkıyı yazarım sonra buraya rabbım göstermiye :D Aa saat çakılı kalmış yerinde, ulan ayrı bi güzel geldi gözüme, yaşlanıyor muyum ne? Beklenilen kısa mesajda geldi işte, bana müsaade ''her şeyini siliyorum, bunu sen istedin, gelme üstüme, çirkin konuşuyorsun hak etmiyorum'' bu benzer senaryo hayatım oldu galiba. Hassasiyetim adam öldürüyor diye bi bok sanmışım kendimi, vakit kendini suçlama vakti. Dur bütün ayrılıklar gibi zaman ''en güzel hikayem '' şarkısını dinleme vakti bu şarkı da kimi tutsam diye günlerce düşündüm ya da kalsın salağa yatmış numarası yapayım örtümse ifadesizliğim olsun.
  
Orph

fark etmiyorsun bile..

sadece başımızı döndüren ve içine çekmeyen bir girdabın içinde debeleniyoruz...en sevdiğimiz yemek, kısırdöngü. göz koyuyoruz içine en köründen, biraz kulak ama en sağırından, gittikçe kısırlaşıyoruz ve bir süre sonra, ben yine seni doğururken, yine tükürürken seni, en sağır kulak bile duyarken, en kör göz bile okurken bunu, basa basa yürüyorum üstünde, çiğneye çiğneye... fark etmiyorsun bile.. (alıntıdır)