Bırak dedi elindeki en son kalan silahını. Direniyordu doğruları duymamaya ama doğrular sesten hızlı aktı havada ve vurdu tokatı en zayıf anında. Yollar uzuyordu gözünde ufuk çizgisi eski sembol olamazdı. Uzaklar korkutuyordu gözlerini ama yakınlarda pek tekin sayılmazdı. Eğildi başını elleriyle sıkarken bir çare aradı. Haykırmak istedi ama kim duyacak ne yapacaktı ki. İnançsızdı yaradılışa karşı ve umutta bekleyemezdi. Bugüne kadar herşeyi ben yaptım derdi. Doğrusunun kişinin kendinde bittiğini söyleyerek üstten bakarcasına. Ama bu kez elindeki tüm kozları kullandı ama böyle kaybetmek olamazdı, kaybetti kendini. Bir şimşek çaktı tepesine ve gözü açıldı gerçeklere. Islık eşlik ederken yol boyunca kendine, tüm umudunu yitirmenin özgürlüğünü yakaladım diyordu bu kez. Korkusu yoktu artık hiçbirşeyden yolun ortasına yatabilirdi ve bu cesurca gelmiyordu artık kendine. Veya tehlikeye dikine atlayabilirdi ölümsüzlüğü yakaladım diyordu, toprağa karışan inorganik madde olma çabası hayatı boyunca olduğu fayda sağlamayan adam imajını silerdi ama bunu bilemeden gidecekti, ironikti istekleri, tezatı oldum olası severdi. Gözünü ayırmadan ışığı içine akan arabaya doğru yürümeye başladı korna sesleri bi senfoniyi andırdı ilginçtir senfonilerden genelde sıkılırdı ama bu kez bu benim marşım der gibi göğsünü şişirerek yürüdü canlı adımlarla. Kaybederken kazanmak bu olmalıydı, kuruyan dudakları yorgun gözleri ve gırtlağında acı uyandıran sigarasıyla dağılan bedeninde bütünü yakaladı. Ölüyorum ama gülüyorumda dedi, daha ne isterdi. Tükendi nefesi yavaş yavaş ama gülen bi yüz bıraktı , en çocuksu haliyle '' işte bu kez oldu '' der gibi..
Yoruldum
-
Yoruldum hep bunlardan, ölüp gitsem diyorum
Hep sahici insanlar yoksulluğa mahkum,
Hep en sahteler, parlak süsler içinde,
Hep saf inançlar uğramış ihanete,
...
13 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder