Yazım Yanlışı

Mutlak bir inançla gözlerimi tavanada dikerim ha!

31 Ağustos 2010 Salı

Yaşım 25 kafamsa 1milyon!


Bu başlıkta bir şeyler akıtmak cesaret ya da aptallık işi belki de... Ben istediğim kadar yapabilirim istekleri yada kimi zaman yapmaya çabalayarak geçer bu pervasız ömür... Kızdığında kocaman olması umulan gözlerin umutlu da olur pek çok kez neleri arzular kim bilir? Şimdi o koca aynalarında beni yansıtmaktasın ve her şeyimle senin olduğunu görmekteyim... Ve ben de istemekteyim o aynalara başkası girmesin... Çünkü ben bir körüm ve tek seni karanlığımda görmekteyim... Hayalin bile beni kendi tımarhanemin köşesinde debelendirmeye yada güneşe dokunmaya koşan yumuk gözlü şapşal çocuk yapmaya yetiyor kimi zaman..

Ama artık yetmiyor telefonunda sadece mesaj kotasını doldurmakla mükellef adam olmak... Yürüyebilmeliyim seninle el ele kalabalıklar arasında kendine duyarsız insanların üzerine biz birbirimiz için yaşıyoruz diye... Senin kokun afyonum olmalı her sabah bu rüyaya uyanırken... Ve uyandırabilmelisin uyku kokan ağzındaki tatla beni... Ne düşünür, utanır mı demeden sarabilmeliyim belini tüm savunma mekanizmalarını hiçe sayarak hayvanlığımızı göstermeli... Kurutabilip, yakmalı her dudak teması olarak kalmayan kalp çarpıntısını tetikleyici öpüşmeler... Tenimiz kana doymalı kızarıklığımız utangaçlığı kanatmalı yüzümüz birbirimize değerken... Nefesim nefesinle karışmalı, terlemeli her arzum seni daha çok daha çok kendime çekip bir bütünü tamamlarken..

Birlikte uyanmalı sıradan bir sabaha ve güneş damlamalı sıradanlıktan uzak yatağımdaki kızın beline... Estetik dediğim bir kare olmamalı hissetmeliyim ellerimle... Yansıtmalı beni delirtmeye yeten incelikleri kıvrımları beynime ve kalbime... Senin için güller açabilmeli ve çalarken komşumuzun bahçesinden komşumuzun yüzü gülmeli... En sevdiğin yemek ben olmalıyım ve hep tadı damağında yer etmeli... Sıkabilmeliyim kahvaltıda ellerini... Ferahlatmalı içerken birbirimizi ellerimin soğukluğu... Giyinmeni, soyunmanı ve ayna karşısındaki çırıl halini saflıkla yoğurmalı gözlerim ve her takın beni göstermeli ve en güzel çantan ben olmalıyım koluna taktığın... kalbimin içerisinde ilk yardım ve her daim seni güzel bulmaya yarayan makyaj laflarım bulunmalı... Senin için bi türlü düzelmeyen saçlarımı düzelttiğime inanmalıyım ve yara bereli de olsam yakışıklın olmalıyım her şartta... Önemsememeliyim çarpık bacaklarımı, kırılan burnumu, ilerleyen zamanı...

Senle çıkıp pamuk şeker yiyebilmeliyim dudakların kızarmalı en tatlısı sende olmalı şekerin... Denizin en uzak yerine atabilmeliyim omzum çıksa da elimdeki yıllara meydan okumuş ve çok aşk görüp geçirmiş hissiz taşları... Fotoğraf karelerinden yansımalı gülümsemelerimiz ölümsüz olabilmeliyim birkaç karede seninle...
Bizim şarkımızı utangaç ama istekli bir şekilde gözlerine bakarak söyleyebilmeliyim... Korkmaya, üşümeye yer vermeden istediğinde sarılabilmelisin bana... Ceketimi üzerine atmam senin üşüdüğünden olmalı yada benim yanışımdan... Senin istediğin şeyleri belki de ilk kez deneyebilmeli ve beğenmezsem de yiyebilmeliyim... Seninle birlikte hazırlayabilmeliyim akşam yemeğini ve ocakta yanmalı dibi ikide bir öpüşmekten... Şarabımız kan kırmızısı olmalı ve yakmalı akarken boğazımızdan ve ilk yudumu almadan ''aşkımıza'' sesi yükselmeli kurumuş dudaklarımızdan... Geçmişimizi, hatalarımızı, doğrularımızı, hayallerimizi konuşabilmeliyiz gözlerimizi kaçırmadan... Ve aynı eksene oturmalı umutlarımız... Beraber seçtiğimiz bir filmin ortasında kapatıp yatağa girebilmeliyiz... Ağzımızdaki şarap tadını emerek öpüşebilmeliyiz zamanla yarışarak hızlı hızlı... Acele edebilmeliyiz saatlerce uğraştığımız giyinmeye inat soyunurken maskelerimizi... Ve öpebilmeliyim; elini ,tenini, utanmadan, yorulmadan, sen uyurken ben vicdan yapmadan birkaç gün sonra sen benden daha iyisini hak ediyorsun yalanıyla kendini kandırıp ayrılmadan... Tenimizdeki pürüzleri bilmeliyiz ve bizi biz yaptığını görmeliyiz dokunarak loşlukta... Saatler hızlı geçmeli seninle tek vücut ve sürekli daha da sıkabilmeliyiz, kıçımızı dönmeden uyku tutmalı bizi girdabında... Her şeyim sen olmalısın, seninleyken ölebilmeliyim , kapalı kalmalı kapılarımız yerine telefonlarımız birlikteyken, senden başkası bir obje kalmalı sadece gözlerimi yoran... Sorunum da sende olmalı çözümüm de...Yalanım da sende olmalı cevaplarım da gerçeğim de... En rahatım da en endişeli halim de seninle olduğum zamanlarda birlikte olmalı kol kola... En çok sana karşı kızarmalı yüzüm yada en çok ben sevmeliyim diyebilmeliyim... En çok da sen sevebilmelisin benim seviyor olmamı... Senin için ölebilmeliyim, ama tek borcumda senin için yaşamak olmalı bu umursamaz hayatı... Ölümsüz olmalıyız ve bir ağaçta huzur bulmalıyız.. o ağacın altındaki hamakta tekrar uyanmalıyım.

Hiç yorum yok: